Önsöz
Aslında benim bastırılmış olan, "Distaş Köyü
Tarihi ve Kültürü" adlı neşriyattan haberim yoktu. Bu
Kitapçık ya da Mecmua, bir hayli tartışmalara sebep olmus. Benim
bu konuda herhangi bir şey söylemeye ne hakkım ne de niyteim
var. Bu sayfada bulunan bazı
bilgileri bu kitapçıkdan tedarik ettim.Yanlız şunu
belitmeliyim: Eğer elimde bu Kitapçık ya da bu Mecmua olmasaydı;
Soy Ağacı sayfası kesinlikle
gerçeklestireliyemicekti, herseyden önemlisi kim, kimdir onu hiç
bilmeyecektim. Bu önemli midir? Yorumunu kişilere bırakıyorum.
Ben kendi açımdan bunun ihtiyacini hissettiğim için bu yola
çıktım. Bilhassa birbirlerimizle olan ilişkilerin günden güne
sekteye uğrayıp koptuğu şu günlerde;sadece merakımdan
ötürü bu sayfayı hazırlamak istedimdi. Aslında bu ödevi
Derneğimizin üstlenmesi daha doğru olurdu,bilmiyorum belkide onlar
hazırlamışlardır da benim haberim yok. Eğer durum
böyleyse özür diliyorum. Tabii bunu bir eleştiri olarak da
nitelendirmiyorum, bir arzu olarak düşünsünler akrabalarım.
Atalarımız aşağıda adları geçen köylerde
yaşamışlar, hemen hemen hergün birbirlerini görmüşler,
ölülerini, dirilerini ziyaret edebilmişlerdir. Düğün, dernek ve
bayramlarda beraber eğlenmişler, cenazelerde beraberce
üzülmüşlerdir. Bu gün bu tür olayları, duyguları ne derece
beraber yaşayabiliyoruz? Hayır, suçlu ya da neden arayışı
içinde değilim, gelişen ekonomik ve sosyal şartlar, bizlerin
başka yerlere göçmesi bizleri bugün içinde bulunduğumuz durumlara
getirdi. Herbirimiz bir takım yerlere dağıldık. Önceleri
gurbet şehirler oldu, sonraları ülkeler oldu, bu gün gurbet
Kıtalar olmuş aşamasında. Hal böyleyken
ilişkilerimizin büyüklerimizin yaşadıkları dönemdeki gibi
olmasını bekleyemeyiz, değil mi? İste bu durumda gerek
kişi gerekse dernekler isterlerse bu konuda bazı girişimlerde
bulunabilirler. Amaç insanlarimizin herhangi bir biçimde ilişkiler içinde
olmalarıdır. Hele hele günümüzün teknolojik olanaklarından
yararlanılarak bu gayet kolay şekilde organize edilebilinir.
İste girdiğiniz bu Web-Sayfası bunun basit bir örneği.
Aslında böyle bir sayfa daha iyi, daha profesyonel hazırlanabilir,
bundan şüphem yok, ama benim bunun için vaktim de yok, sevgili
akrabalarım. Çok basit bir proglamla bunu hazırladım, belkide
türkçe bir program vardır, bilmiyorum, ama Dernek Yöneticilerinin bu
konunun üzerine hassasiyetle gitmelerini arzu ediyorum. Ülkeden binlerce km
uzaktakilerin, bilhassa yeni doğanların akrabalarını
tanımalarında, kim oldukları konusunda önemli bir unsur
olduğunu düşünüyorum. Fanatik bir kimlik arayışı
içinde değilim, ama nerelerden geldiğimizi de merak etmiyor değilim.
Soy Ağacı programıyla kimin kiminle akraba, kardeş ve
eş olduğunu gördükçe şaşırdım. Kimlerle akraba
olduğumu görünce de bu şaşırmam devam ediyor. Buralarda
doğan çocuklarımız değil akrabalarını, büyük
ebeveynlerini dahi zor tanıma durumundadırlar. En azından böyle
bir Web-Sayfası sayesinde elektronik olaraka haberleşebilir ve
iletişimde bulunabilirler.
Sizlerdem ricam, bu sitede bulunan eksiklikler, yanlışlıklardan
dolayı bana tavsiye ve düşüncelerinizi aktarabilmenizdir.
Eğer aranızda bu konuda yetenekli ve istekli olanlarınız
varsa, lütfen bunun daha iyisini yapmak için uğraşınız.
Sizleri bu konuda beraber çalışmaya davet ediyorum.
Çalışmalarım daha devam ediyor, çoğu kişiler
kayıtlı değiller, zaman buldukça kayıtlara devam etmeye
gayret ediyorum. Hepsinden önemlisi terimler almanca, anlamakta tabii ki sorun çikabilir,
bunun için kusura bakmayın.
Hepinize saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.
Sahin Alçinkaya
Köyün
tarihçesi
Köyümüz Erzincan ili'nin Refahiye ilçesi'ne bağlı olup,
ilçe merkezine 38 km uzaklıktadır. Kuruluşu, sözlü kaynaklara
göre tahminen 1750'li yillara dayanmaktadır. Köyümüzün
insanları "Şadıllı Aşireti'ne"
mensupturlar. Bu sayfada okuyacağınız bilgiler benim; gerek
şifaen, büyüklerimizden, gerekse kendi araştırmalarımdan
kaynaklanıyor. Malum Türkiye’de son yıllarda gündemde olan bir
konu; biz ve bizim gibilerin Türk kökenli ya da Kürt kökenli oldukları
tartışmalarıdır. Bu tartışmalara
ışık tutacak en iyi bilgiler, kişilerin büyüklerinden
aldıklari bilgilerdir. Takdir edilmelidir ki, Anadolu gibi bir çok
savaşların oldugu, bir sürü medeniyetlerin kaybolduğu,
kozmo-politik bir bölgede sağlıklı, „iste bu
böyledir“ demek pek gerçekçi bir yaklaşım olamaz. Ama
dediğim gibi ellerimizde bazı bilgiler var ki, bunlar bize bu
konudaki araştırmalarımıza yardımcı oluyorlar.
Ama sonuç itibariyle kişi kim olduğuna, nerden geldiğine kendi
karar verecektir. Ben kimseye ne bir kimlik verme ne de bir kimlik
arayışı içinde olmadığımı ifade etmek
istiyorum. Bazı kişilerden değisik şekillerde mailler
alıyorum. Kimileri bizlerin Türk kökenli olduğumuzu, kimileri ise
Kürt kökenli olduğumuzu ifade ediyorlar. Ancak Diştaşlı hiç
bir kimseden bizlerin Kürt kökenli olduğumuza dair bir cevap
almış değilim. Ben bana bu konuda bildirimde bulunacak herkese
sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Belirttiğim gibi ben kendi
kişisel araştırmalarım ve çabalarımın sonucu
bu bilgileri derledim. Kimseye herhangi
bir şey ispat etmek niyetinde değilim. Herkesin benimle hem fikir
olması diye bir olay da söz konusu değil. Bu olay benim öz-be-öz
ebeveynlerimizin, dedelerimizin ve büyüklerimizin aktardıkları
bilgilerden yola çıkarak hazırlamış olduğum
derlemelerdir. Bundan dolayı
benimle bu görüşleri paylaşamayacak olanların
anlayışına sığınıyor ve kendilerine
teşekkürler ediyorum. Ben şahsen bir kimlik arayışı
içinde değilim dedimdi; ancak bazı
şeyleri de merak etmiyor değilim. Ve her şeyden öncesi,
ataları göçebe bir toplum olan, dedeleri Diştaş’a, babaları
Istanbul’a, ve kendisi de Avrupa’ya göçmüş olan bir
20.Yüzyıl Göçmeniyim. Dedelerimden, babalarımdan,amca ve
dayılarımdan aldığım bilgileri ilerde kendi
çocuğuma, yeğenlerime aktarabilmak için ve
tanıdıklarımı unutmamak için bu uğraşıya
giriştim. İnsan ilişkileri beni hep ilgilerdirdi, ilgilendiriyor
da. Neyi, neden, nasıl yapıyoruz, bilsek fena mı olur? Benim
yazdıklarım sadece Diştaş Köyü içindir.
Azerbaycan
kaynakli bilgilere göre SADILLILAR
Konumuza dönüyorum:
Dedelerimiz Hazar Denizi' nin güney doğusundan, Horasan Bölgesinden
gelmişlerdir. Şadıllı Kavimi Arap istilalarından
dolayı Horasan bölgesinden göç eden Güney-Türk (Oğuz)
Boylarındandır. Dilleri Güney Türkçesi olan Hallaç’ça ve Horasan Türkçesidir. „Şad Olan
– Şad Olmuş“ anlamına gelir. Horasan’da
Müslümanlığı kabul etmelerine rağmen, ya da kabul
etmiş göründüklerinden dolayı kendi gelenek, görenek ve
inançlarını muhafaza edenlerden olan bu Aşiret, yaşadıkları
topraklar üzerinde can ve mal güvenliğinin kalmaması üzerine; tarihte
kendilerinden daha önce Horasan’ı terk eden diğer kavimler gibi
onlarda 13. ile 14. Yüzyıl arası batıya doğru göçe koyulmuşlardır.
Benim derlediğim kadarıyla
; Horasan dan kalkıp son olarak Diştaş a gelmemiz
350 – 400 yıl sürmüştür. Hazar Denizinin güneyinden dolanarak ,
bu günkü Kars ile Ağrı illeri arasındaki bölgeden Anadoluya
giriş yapmışlardır. Tabii ki bu göç seneler, onlarca
yılda süre gelmistir. Daha sonra adını Horasan’dan göç
edenlerin koyduğu bu günkü Erzurum’un
Horasan ilçesinde konaklamışlardır. Burada da durmuyarak
daha aşagılara, bu günkü Bingöl yöresine gelmişlerdir. Ancak
burada da pek fazla uzun kalamamışlardır. Yerleşık
halkla aralarındaki bir vakadan dolayı burayı da terk ederek, bu
günkü Diştaş’a gelmişlerdir. Tabii ki Horasan’dan
yola çıkıp daha sonra kabileden ayrılanlar olmuş. Bunun
tersi ise; kaldıkları, konakladıkları yerlerden
kendilerine, gerek evlilik yoluyla, gerekse ailece katılanlar olmuş.
Mantıken kabul edilmelidir ki; tarihte devamli bu tür kavim göçleri
olmuştur, bu başka boyutlarda günümüzde de devam etmektedir. Köyün
Soy Ağacından da anlaşılacağı gibi köye ilk
gelenlerden sonra katılanlar da olmuştur. Ancak biz bunları hep
aynı kavim içersinde olduğunu kabul ediyoruz, çünkü eğer bu
böyle olmasa; ne yeni gelenler kabul edilir ne de yeni gelenler olabilirdi.
Demek ki, bir tanışlık, bir ilişki, bir bağ ve bir
akrabalık söz konusu olmaktadır. Ama diğer ihtimalleri de
dikkate almamız gerekir.
Şadıllıların
950’li yıllarda Azerbaycan’da beylik kurdukları, Büyük
Selçuklu Devleti’ne bağlandıkları, XVII. ve XVIII.
yüzyıllarda yine Azerbaycan’da yeniden iki kez hanlık oldukları
bilinmektedir. Zazalarla soy olarak Türk olmaktan başka bir
ilişkileri yoktur. Şadıllı
yerleşim merkezi bugün Azerbaycan’da halen mevcuttur. Şadıllılar da Anadolu’ya
göçmüşlerdir. Erzincan, Tercan ve Çayırlı’daki
Şadıllılar Türkçe; Refahiye, İmranlı ve
Şiran’daki (yani Koçgiri bölgesi) Şadıllılar
Kırmanço; Dersim bölgesi (Tunceli ve Bingöl)
Şadıllıları ise Zazaca konuşurlar.
Konuştukları dillere bakarak bu Türk boyunu hangi etniğe
bağlayacağız? Türkçe konuşanlara Türk, Kırmançço
konuşanlara Kırmanç, Zazaca konuşanlara Zaza mı diyeceğiz?
Böyle şey olası mıdır? Aynı etnik grubu üç etnik gruba
nasıl bölebiliriz? Bunların Zazaların ötesinde Azerbaycan
topraklarında şekillenmiş bir Türk boyu olduğu tarihçe
ortadadır. Böyle olmasına karşın, bir bölümü Zazaca
konuşuyor diye nasıl Zaza topluluğuna sokabiliriz? Demek ki,
Zazaca konuşan, ama Zaza boyundan olmayan birçok Türk boyu var.
Örneğin Dersim ve yakın çevresi illerde yaşayan Kureyşan,
Baba Mansur, Ağuçan v.b. gibi Alevi Dede Ocakları mensupları
vardır ki, bunlar tümüyle yöreden edindikleri kültürle Zazaca
konuşurlar. Bu dede soylarının Zaza topluluğundan
olmadığını biliyoruz. Zazaca konuşmaları da
onların Zaza toplumundan/ boyundan olmasını gerektirmez. Etnik
kökenin belirlenmesinde dili ölçü almak pek bilimsel olmasa gerek değil
mi?
Şadıllı’ların
içersinde gerek Kürt gerekse Türk etnik kimliğini
taşıdığına inanan ve iddia edenlere rastladım.
Genelde Türk kökenli olduğunu beyan edenler çoğunlukta. Tabii benim
kimleri tanıdığım da tartışma konusu olabilir.
Enteresan olan, bir Kavim ya da
bir Kabile düşününüz ki; yüzyillar boyu inançlarını, yaşama
biçimlerini, örf ve adetlerini ve kültürlerini her türlü sindirme ve
baskıya karşı muhafaza etsinler ama etnik kimliklerini, yani
Kürt kimliklerini kaybedip asimile olsunlar ve bu günlere gelmiş olsunlar.
Bunu ben Şadıllılar’ın Kürt kökenli
olduklarını iddia edenlere sunuyorum. Bu nasıl bir teoridir ki,
bizim büyüklerimiz bunun tersini söylerken, onların çocukları ve
torunları; büyüklerinin söyledikleri ve anlattıklarıyla
uyuşmamaktadırlar. Hepimiz biliyoruz ki, coğrafi olarak bir çok
milletin ve kavimin bir arada yaşayıp kaynaştığı
ve bir çok medeniyetin, kavimin kaybolduğu topraklar üzerinde
yaşıyoruz. Tabii ki bu konuda tam anlamıyla sağlıklı
dayanak ve delileri ortaya koymak mümkün değil. Kürt insanının tarihlerde
yaşadıklarına, medeni gereklerin o topraklara
götürülmediğine, gerektiğinde kullanıldıklarına ve
halen Türkiye’de ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü
fikrine katılıyorum. Birey olarak Kürt halkına sempati de
duyuyorum, ama bu durum benim, atalarımın, ebeveynimin Kürt
olması gerektiği savını getirmez. Nedense 60’lı
yıllardan sonra Türkiye’de de başlayan devrimci ve sol hareket,
doğu kökenli tüm devrimcilerinin, ya da düzen karşıtı
insanların Kürt olduğunu imajini yaymaya yaradı. Devrimci ve
solcuların bazı Alevi kısmı da bu baskı altında
bulunan Kürt-Muhalefet kimliğini kabul etti. Hani biz yeri geldiginde beyaz adamın
Kizilderililere yaptıklarına karşı kendimizi onlardan biri
hissetmemiz gibi. Bu gayet güzel ve yüce bir duygu, ama gerçek anlamda o etnik
kimliğe sahip olduğumuzu getiremez. Yüzyıllarca muhafaza edilen
Kürt kimlik şu son 50 yılda mı kayboldu, asimile oldu. Tabii ki
şehirleşme ile bunu bağdaştırabiliriz ama neden yaşlılarımız
şehirlere gelmelerine rağmen bizlere Kürt kimliği
taşıdığımızı beyan etmediler, bizleri ona
göre yetiştirmediler? Okul, mektep
ve medrese görmemiş bu insanlar neden üniverstie bitirmiş,
yıllarca metropolllerde yaşayan Kürtlerden daha iyi ve aksansız
türkçe konuşabiliyorlar? Bizim oralarda okul veya türkçe öğrenim mi
vardı? Tekrar vurgulamak istiyorum: Biz Türk kökenli Türkleriz ama, ne
ırkçı Türklerle, ne faşist Türklerle, ne de Türkiye’yi
şu anda yönetenlerle ilgimiz var, ne de onlarla ayni görüşleri paylaşıyoruz. Eger bir gün Türkiye sınırları
içersinde bir Kürdistan devleti kurulursa, orada yaşayacak Alevileri
nelerin beklediğini ben tahmin edebiliyorum. Ne Hanefi bir yönetim ne de
Şafiiler Alevilere beklediklerini verebileceklerdir. Samimi söylüyorum,
kendi yaşadiklarım ve tecrübelerim sonucu şunu gördüm: Sol
görüşlü bir Kürtden ziyade, Sağ görüşlü bir Alevi-Türk ile daha
çok ortak noktalarımın oldugunu ve kendimi rahat ve güvenli
hissettiğimi. Bunun kaynağı Solcu-Kürt ile sadece ideolojik
konuda birleşiyorum, Sağcı-Türk ile siyaset hariç kültür ve
yaşama biçiminde. Bu bana kiminle nasıl geçineceğimi belirliyor.
Öyle zannediyorum ki, sizlerin de kendinize göre kıstaslarınız
ve kriterleriniz vardır ve sizlerde bunlara göre
yaşamınızı ve ilişkileriniz belirliyorsunuzdur.
Gelelim biz kendi tarihimize:
Erzurum’dan sonra
ilk konakladıkları yer Bingöl'ün Kiği yöresi
olmuştur. 18.' Yüzyılda Distaş'a ilk gelenler
"Kara Süleyman" ve kardeşi "Dik Hasan"
olmuştur.
Kardeşlerden Kara Süleyman, Alçınkayalar'ın atası,
Dik Hasan ise Altincevahir ve Demirdoğanlar'ın
atasıdır. Apaydınlar'in atası, "Hüseyin
Ağa" de yine aynı tarihlerde bölgeye gelerek
"Harmanlık" olarak adlandırılan yere
yerleşmiştir. Işıkcevahir Sülalesi'nin atası 'Çerçi
Süleyman' ise daha önceleri yerleştiği Kemah'a
bağlı "Sitemi Köyü" nün Çermik yöresinden göç
ederek bölgeye gelmiştir. Köye en son gelen "Karakuş
Sülalesi" nin atası olan 'Yakup Ağa'dır.
Atalarımızla birlikte Bingöl'ün Kiği yöresinden göç edip bölgeye
yerleşen Şadıllı Aşireti'ne mensup daha baska
komşu köyler de vardır.
Bunlar, Karaca, Güventepe(Bağzu), Arduçlu, Mezrahan, Sıralar,
Gülensu(Hiştolar-Mecükler), Çalık, Amadun, Bahsor, Onurlu,
Derebaş ve Pusas Köyleridir.
Köyümüz dağlık bir bölgede kurulu olup, Çerçiler, Akikler
(Hıdo'nun Yeri (Kara Süleyman’ın oğlu)), İnce
Habipler ve Gondikler (Ünlüce) olarak 4 Mahalle'ye ayrılır. Yüzölçümü
yaklaşık 800 Km².
Gondikler (Ünlüce) Mahallesi
Kemah'tan alış-verişten gelirken tipiye yakalanan Hüseyin
Ağa'nın ayakları donar ve parmakları düşer. Bunun
üzerine Hüseyin Ağa'ya "Kondik" lakabı takılır.
Kondik günümüze gelene kadar "Gondik" adını alır. Bu
mahalle Apaydın Sülalesi'nin ikamet ettiği mahalledir.
İnce Habipler Mahallesi
Dik Hasan'in oğlu olan Habip'in ismini ve boyunun uzunluğunu ifade
eden İnce Habip'in yeri anlamına gelmektedir. Bu mahalle Altincevahir
ve Demirdoğan Sülalelerinin ikamet ettikleri mahalledir.
Akikler (Hıdo'nun Yeri) Mahallesi
Kara Süleyman'in oğlu Hıdır'ın yeri anlamına
gelmektedir. Alçınkaya ve Karakuş Sülalelerinin ikamet ettikleri
mahalledir.
Çerçiler Mahallesi
Çerçi Süleyman'in ilk yerleştiği yer olması nedeniyle, bu adla
anılır. Işıkcevahir Sülalesi ve daha sonra, az miktardaki
Alçınkaya Sülalesine ait yerleşenlerin ikamet ettikleri
mahalledir.
Köyümüze komşu olan köyler şunlardir: Sırali(Cıbolar),
Yünlüce(Kullolar), Güventepe(Bağzu), Karaca(Karamustolar-Çelolar-Cemolar),
Gülensu(Hıştolar-Mecükler), Dikyamaç(Belgüsor), Bozoglak(ihtik),
Hakbilir(Pekereç), Seringöze(Sötge) ve Korkop'tur.
Geçim arıcılık, hayvancılık ve son dönemde çok az
olmak kaydıyla tarıma dayanmaktadir.
Köyümüzün insanları seferberlik zamani zorunlu olarak Malatya ve
Sivas'ın Kangal yörelerinde geçici iskana tabi tutulmuşlarsa da,
sonralari tekrar köylerine geri dönmüşlerdir. 1940'li yıllardan
sonra, yöre şartlarının ekonomik zorlukları nedeniyle büyük
şehirlere göçler başlamıstır. Istanbul'a ilk gelen
"Patron" lakaplı "Süleyman Altın" olmuştur.
Daha sonraları "Haydar Çavuş"un Tuğla Harmanı
Fabrikasında çalışması nedeniyle diğer köylülerimiz de
onu izleyerek, Silahtarağa' ya, İbrahim Diştaş'ın
Kartal'a yerleşmesi nedeniyle, Kartal'a, Rabak Bakır
Fabrikası'nda çalışıldığı için de
Kağıthane'ye, 1970'li yıllarda Rabak Fabrikası'nın
İzmit'e taşınması nedeniyle de İzmit'e
yerleşmişlerdir. 1960 sonraları gündeme gelen "Yurt
Dışı Göçleri" ne katılan
insanlarımızda ilk olarak Almanya'ya göç etmişlerdir.
Akrabalarımızdan bazıları şu anda Almanya'da,
Avusturya da, İsviçre'de, Fransa'da, İngiltere'de, Amerika'da,
Kanada'da, Romanya'da, Avustralya da
yaşamaktadırlar.
Aşağıda
Soydaşımız Kazım Çelik'in anlatımlarından
Dedelerimizden Hüseyin Ağa'nın Diştaş yöresinden göç
edişini öğrenecegiz.
Kazım Çelik, 1935 yılında Susuz Köyünde dünyaya
gelmiş. Büyük dedeleri Hüseyin Ağa Diştaş'tan
göç ederek önce Hoperek Köyü'ne yerleşir. Hüseyin Ağa'nın
çocukları; Ali, Kaya, Gülağa, Süleyman ve diğer amca
çocukları daha sonra buradan da göç ederler. Bir amca çocuğu Dostolar
Köyü'ne, biri Çalıklar Köyü'ne, birisi de Armutlu Köyü'ne
yerleşirler. Diğerleri devam ederek Gümüşhane ili
Şiran ilçesi hudutları içersindeki Çimendağı eteklerinde
sıra halinde; Süleyman Amcaları Eldiğin Köyü'ne,
Gülağa Amcaları Daribükü
Köyü'ne, Kaya Amcaları Tepedam
Köyü'ne, dedeleri Ali ise Hozman Köyünde Şeyh isimli birinin
yaninda bir kaç sene kaldıktan sonra Susuz Köyü'ne yerlesmiş,
Munzur Dağı'ndan gelme Hüseyin isimli birinin kızıyla
evlenmiştir.
1960 yılında Diştaş'tan göç etmislerin bu köydeki hane
sayısı 13'e yükselmiştir. Bu gün hane sayısı; biri
köyde, ikisi Erzincan'da, üçü Ankara'da ve 56'si Istanbul'da olmak
kaydıyla toplam 62'dir. Bu soydaşlarımızın okur yazar
oranı % 70 civarındaymış.
Susuz Köyün Coğrafyası
Bu köy Şiran'a 15 km uzaklıkta, düzlük verimli vir toprağa
sahipmis. Güneyinden Kelkit Irmağı geçermis. Güneyinde;
Balıkhisar, Tepedam, batısında; Aşagı Hazman ve Yukarı
Hazman, kuzeyinde; Aksiper ve doğusunda Çapullu ve Eleç Köyleri
bulunuyormuş. Köyün geçim kaynağı hayvancılık ve
tarıma dayanıyormuş. Köyden ilçeye ulaşım taksi ve
minibüsle sağlanıyormuş. Köyde elektrik, telefon ve her evde su
tesisatı bulunuyormuş. Köy halkı 6 Sülale'den oluşup 250
Hane'ye ulaşmıştır.
Erzincan Tarihinden aktarmalar.
Kaynak:Seyhan Diz
Ne gibi yenilikler var?
Bana fikirlerini, istek ve dileklerini ileten tüm dostlara sonsuz
teşekkürler ediyorum. Türkiye’nin degisik yörelerinde bizlerle kan
bağı akrabalarimizin oldugunu, Sivas'ın Kangal ilçesinde,
Maraş’ta yine bizim Aşiretten gitme birkaç köy olduğunu, Azerbeycan’da
Sadilli’larin oldugunu öğrendim.
Ne yazik ki bu akrabalarımızın adreslerini elim bir Virus
olayı sonucu yitirdim. Bu akrabalarımızın bana adreslerini
bir kere daha bildirmelerini tekrar rica ediyorum.
Ayrica katılımları olacak tüm herkesi fikirlerini beyana davet
ediyorum.Teşekkürler.
Sizlerle ilgili eksik olan
bilgileri e-mail adresime yollayabilirmisiniz?
Düsünceleriniz için »»» e-mail !